| EDEBİYAT KÖŞESİ |
Hayalden Trajediye...İnsanlar neden trajediyi anlatan eserlere ilgi duyar? Neden iç ve dış çatışmalardan doğan ayrılıklar daha çok rağbet görüyor? Yoksa herkesin içinde gizli gizli gezinen, en umulmadık anda; en çok da yalnızlık ânında meçhullerden doğan hayal âleminin belirleyici rolünden mi kaynaklanır bütün bunlar? Bu yazı, elbette hayali tarif etmek için kaleme alınmadı. Sadece, başta ifade edilen “hayal âlemi” yıkıldığı zaman, doğal olarak vuslat gerçekleşmediği zaman, dış dünyada oluşan depremin getirdiği sarsıntıdan daha şiddetli bir sarsıntı meydana getirebileceğini ve daha fazla trajediye neden olacağını belirtmek için kaleme alındı. Çünkü her hayal, acı gerçeklere rağmen, insanların kurdukları garip bir ütopyadır. Durmaksızın vuslatını düşündükleri, kendisine sığındıkları, gerçekleşmediği sürece, ütopik bir devlettir. Bu ütopik devlet gerçekleşmedi mi, insan için trajediyi tetikleyen başlıca etken olur. İsterseniz alın elinize herhangi bir edebî eseri ve karıştırın sayfaları; göreceğiniz tek şey, hayal kırıklıklarından doğan trajedi üzerine kurulu olay ve olayların anlatımıdır. Şiirler bunu haykırır; roman, hikâye ve masallar bunu anlatır. İşin ilginç tarafı da tarihin her döneminde hayal kırıklıklarından doğan trajediler en çok dinlenen ya da okunanlar olmuştur. Mesela âşık kahvehanelerinde dinlenen, hep trajediler olmuştur. Leyla ve Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat’la Şirin, Tahir ile Zühre gibi en çok tutulan halk hikâyeleri, hep hayal edilen vuslatın gerçekleşmemesinden doğan hayal kırıklığının oluşturduğu trajediyi anlatır. Şiir vadisinde de aynı durumun söz konusu olduğunu belirtmiştik. Mesela en çok tutulan şâirlerden Fuzulî, hep trajediyi anlatan bir şâirdir. Nedense şâirliği ve şiiri, hep Allah’ı ve onun yolunu anlatan bir vasıta olduğunu belirten ve bunların dışındaki her şeyi “çelik çomak” sayan Necip Fazıl’ın, bu düşünceyi anlatan şiirleri pek bilinmez de “Kaldırımlar” şiiri bilinir ve âdeta dillerde pelesenk olur. Hatta belki de ilahî aşkı anlatan “Beklenen” şiiri dahi gerçekleşmeyen vuslatın getirdiği trajedi olarak algılanmıştır. Aynı şekilde, İslam düşüncesini taşıyan Sezai Karakoç’un “Hızır’ Daha önce de belirttiğim gibi, beni en çok düşündüren ve bana ilginç gelen, halkın daha çok bu tarz eserlere ilgi göstermesidir. Bana sorarsanız, bu tutumun temelinde hemen herkesin yaşadığı aynı hayal kırıklıklarıdır. Çünkü, her hayal bir vuslat emeli üzerine kuruludur. Dolayısıyla da bu vuslat gerçekleşmeyince yaprak dökümü misali hayal âlemi yıkılır. Hâl böyle olunca, insan yaşadığı trajediyi kendisine anlatan her türlü nesneye ilgi duyuyor. Burada, “Hayali gerçekleşen insan yok mu? Bu düşünce genellenebilir mi?” diye bir soru sorulabilir. Şüphesiz bu sorunun demek istediği düşünce de yerinde bir düşüncedir. Ama bir nebze doğru olmakla beraber, eksik tarafı da vardır. Çünkü insan daha doğarken, bir hayal kırıklığı yaşıyor. En evvel ezelî ve ebedî yaratıcıdan yaşadığı ayrılık, kendisini âdeta bir trajedi müştakı ve taliplisi yapmıştır. Bununla birlikte, acı gerçeklerin yaşandığı ve ikiyüzlülüğün had safhada olduğu, ne kadar uğraşılsa da mutlaka hayal kırıklıklarının yaşandığı bir dünyada insandan daha başka nasıl bir tavır beklenebilir ki? Bir yazarın dediği gibi, hepimiz şimdiye kadar anlattığım nedenlerin doğurduğu trajedinin çocuklarıyız bu dünyada. Ve Mevlana’nın dediği gibi, sürekli yaşadığımız hayal kırıklıklarının getirdiği trajediyi yaşamak, anlatmak, dinlemek de denize ulaşıncaya kadar devam edecek. Habib FİDAN 00:19 - 25/11/2006 - yorum yaz
|
Tanım Hayatın bir anında fırsatlar mutlaka kapıyı çalar. Maharet, onları buyur edebilmekte. ..... HABİB FİDAN Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Saadet BAYRİ Kategoriler Son Yazılar - Ahmet Hâşim'in "O Belde"sinde - İstanbul'u Anla(t)mak... - Bir Ömürlük Maskeli Harikalar Kumpanyası - ÇOCUKLARIN ANLAYACAĞI YUNUS EMRE ARANIYOR - SEKÜLER HIDRELLEZ (Mİ?) - FUTBOL SARMALI - Devrik Cümle Bolluğu - Yazar, ne(den) yazar? - Bir kıvrımlık “s”dir hayat - Kitle(sel)leşmek üzerine düşünceler... - yollardan bir yol - WHAT ABOUT GOD? - HAYIR DUALARIMIZ... BEDDUALARIMIZ... - BİR ÖLÜM ANALİZİ - Her Şey “Onunla” Anlamlı - Vatan İçin Biraz da Yaşayalım! - Ne Olduğumuzu Bilelim!.. - aşk - Göçtü Gâlib Dede Candan Ya Hû - Sonbahar Düşünceleri - Gazetecilikte Dil Mefhumu - Edipler Edepli Olmalı! - Değişmece Bunlar! - Tarihe Not Düşüyorum! - Hayalden Trajediye... |