EDEBİYAT KÖŞESİ

Gazetecilikte Dil Mefhumu

Kategori: MAKALE

Bir toplumun sosyal hayatına yön veren ve o toplumun belli bir düşünce tarzına sahip olabilmesini sağlayan önemli unsurlardan birisi de gazeteciliktir. Gazetecilik o kadar zor bir meslek ki, bu mesleğin sorumluluğunu herkes kaldıramaz. Çünkü gazetecilik; bir yandan doğru haberi topluma iletmeyi, diğer bir yandan da kullanılan dile vâkıf olmayı gerektiren bir meslektir.

            Bizdeki gazeteciliğin esas başlangıç tarihi, bir edebiyatçı olan Şinasi ile Âgah Efendi’nin beraberce tefrika ettikleri “Tercümân-ı Ahval” gazetesi ile başlar. Bunun nedeni “Tercüman-ı Ahval”gazetesinin bize aitliği ve ilk özel gazete olmasıdır. Şinasi gazeteyi çıkarırken iki temel hedefi vardı. Bunlardan birincisi; halkı eğitmek, ikincisi ise; “sâfi  Türkçe’yi” kullanmak ve dili en güzel şekilde ifâde ederek bu bilinci tüm halka yaymak, yâni gazeteciliği tam bir edebiyat kuralı içinde yürütmekti. Bu düşünce sadece Şinasi’nin düşüncesi değil; Namık Kemâl, Mizancı Murat ve Ahmet Mithat gibi Tanzimat edebiyatı düşüncesine sahip edebiyatçıların da düşüncesiydi.

            Söz gazetecilikten açılmışken, acaba Şinasi’nin mirası ve vasiyeti, günümüz gazeteciliği  ne âlemde? Bugün gazetelerdeki üslûp, edebiyata ne derece sâdıktır? Kullanılan üslûpta “edep” mefhumu yeterince yerine getiriliyor mu? Doğrusu bu tip sorulara net cevap vermek pek de kolay gözükmüyor. Çünkü, günümüzde gazetecilik âdeta temel değerlerini yitirmiş bir meslek hâlini almış ve ne yazık ki, mesleğinin erbâbı olmayan kişiler gazete köşelerini işgâl etmiştir. Gazetelerin, bir haber aracı değil de; bir magazin dergisi hüviyetine bürünmesi yetmiyormuş gibi, bir de toplumun dilini katletmesi hiçbir zaman affedilecek bir davranış değil.

            Burada beyan edilen tenkitlere delil istiyorsanız, kendisine “büyük” vasfını yakıştıran “Star” gazetesinin 28.03.2001 tarihli “Yuh be kardeşim”manşetine bakmanız yeterli. Merak ediyorum, acaba bu manşette edepten bahsedilecek bir durum var mıdır? Ya da bu manşeti atanlar alternatif bir manşet bulamadılar mı? Yoksa dilimiz, böyle külhanbeyi tarzı ifâdelere mecbur olacak kadar âciz mi? Doğrusu ben bu manşeti, ya da bu tür ifâdeleri kullanan gazetecinin mürekkep yalamışlığından şüphe ederim. Bu tür ifâdeleri kullananlar toplumun şahsiyetinde ne kadar tahribat yaptıklarını hâlen kavrayamadı. Üzülerek belirtmeliyim ki, bugün hemen hemen bütün gazeteler “Star” gazetesinin yaptığı yanlışta ısrar etmektedirler. Gazete yazarlarının dilini düzeltmekle uğraşan günümüzün gazeteci-yazarı Hakkı Devrim, her gün Radikal’ deki köşesinde, yazarların dil konusundaki hatalı üslup veya kelimelerini nazara vermekte, onları “doğrultmaya” hatta “eğitmeye” çalışmaktadır. Hakkı Hocam, edepten nasibini almamış gazeteci geçinenler ile, edepli ama dil bilgisi olmayan gazetecilerin neresini düzelteceksin!

Gazeteciliği bir eğitim aracı olarak gören ve kullandıkları dili de edebiyat kaideleri çerçevesinde dile getirmeye çalışan Namık Kemâller, Şinasiler, Mizâncı Muratlar ve Ahmet Mithatlar, mezarlarından kalkıp da gazeteciliğin bugünkü hâlini görseler, sanırım, gazeteciliği bu hâle getirenlerin yüzüne tükürürlerdi!

            Herkes şunu kabul etmeli ki, bir toplumun hayat damarlarından birisi, o toplumun dili ve bu dili sistemleştirip belirli bir âhenkle toplumun beğenisine sunmak da edebiyatın işidir. Edebiyat ise edep kökünden geldiği için, yazdığı yazılarla toplumun şahsiyetinde çok önemli bir faktör teşkil eden gazeteciler, edebiyatın tüm kaidelerine uymalıdır ve uymak zorundadır. Öyle argo sözler kullanarak, hiç kimsenin bu güzelim dili rezil etmeye hakkı yoktur.

             Edebiyattaki edep kaidesine uyulması gerektiğini her zaman dile getiren ve bu düşüncesini de tüm eserlerine yansıtan Bediüzzaman Said Nursi; “Edipler edepli olmalıdır”sözünü, var olan bir gerçeği ifâde etmek için ne güzel bir şekilde kullanmıştır! Biz de onun bu çağrısına uyuyor ve topluma zararlı neşriyat yapanlara sesleniyoruz: “Aklınızı başınıza alın, ya edepli olun ya da toplumun şahsiyetini zedelemeden elinizdeki kalemi bırakın!..”   

 

                                                                      Habib FİDAN 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

21:22 - 11/12/2006 - yorum yaz


Teşekkür ve açıklama

Dediğin doğru olabilir. Keskin ve sert yazıyor olabilirim. Saadet Bayri Fidan'ınki daha güzeldir. Bu doğru. Öyle olması gerekir zaten. Belki de benim diğer yarımı tamamlıyor. Ne dersin:)) Ben daha çok bilimsel olmaya çalışıyorum. Belki bunu daha sevimli kılmak gerekir. Eleştirin için teşekkürler arakadaşım:)

habibfidan - 2006-12-22 14:35:41 - 2006-12-22 14:35:41


yok

arkadasım sayfan iyi güzel ama saadet bayrifidanınki daha mı güzel ne sen de biraz yumuşat havayı cok sert ve keskin yazıyorsun inşallah kırılmazsın sadece bi arkadaş tavsiyesi kendine iyi bak daha nice güzel yazılara

seher derinkuyu - 2006-12-21 22:00:13 - 2006-12-21 22:00:13


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
Hayatın bir anında fırsatlar mutlaka kapıyı çalar. Maharet, onları buyur edebilmekte. ..... HABİB FİDAN
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Saadet BAYRİ
Kategoriler
Son Yazılar
- Ahmet Hâşim'in "O Belde"sinde
- İstanbul'u Anla(t)mak...
- Bir Ömürlük Maskeli Harikalar Kumpanyası
- ÇOCUKLARIN ANLAYACAĞI YUNUS EMRE ARANIYOR
- SEKÜLER HIDRELLEZ (Mİ?)
- FUTBOL SARMALI
- Devrik Cümle Bolluğu
- Yazar, ne(den) yazar?
- Bir kıvrımlık “s”dir hayat
- Kitle(sel)leşmek üzerine düşünceler...
- yollardan bir yol
- WHAT ABOUT GOD?
- HAYIR DUALARIMIZ... BEDDUALARIMIZ...
- BİR ÖLÜM ANALİZİ
- Her Şey “Onunla” Anlamlı
- Vatan İçin Biraz da Yaşayalım!
- Ne Olduğumuzu Bilelim!..
- aşk
- Göçtü Gâlib Dede Candan Ya Hû
- Sonbahar Düşünceleri
- Gazetecilikte Dil Mefhumu
- Edipler Edepli Olmalı!
- Değişmece Bunlar!
- Tarihe Not Düşüyorum!
- Hayalden Trajediye...