| EDEBİYAT KÖŞESİ |
FUTBOL SARMALIBir zamanlar pek de önemsenmeyen, ebeveynlerin engellemelerine karşın adım adım ilerlemesini sürdüren futbol endüstrisi, hemen her kesimi içine alarak öğütmeye devam ediyor. Hatta öğütmekle de kalmıyor, topa odakladığı zihnimizi de bir oraya bir buraya savurup uyuşturmaya devam ediyor. Sadece hayatımızın ufak bir eğlence tarafını işgal etmesi gerekirken, artık neredeyse sevgilimiz, canımız mahiyetine giren ve hayatımızın baş köşesine oturan önemli bir fenomen olma özelliğini sergiler nitelikte. Bu futbol çılgınlığının psikolojik bir nedeni var mıdır, bilmiyorum; ama mutlaka olmalı. Düşünün bir kere, hemen herkes sahada yirmi iki kişi tarafından yuvarlanan bir topa odaklanırken, kim bilir hangi tutkusunun gerçekleşmesini temenni etmekte. Belki de futbol topu hemen herkesin bir türlü zapt edemediği benliğini anlatıyor. Ona sahip olmak, peşinden koşturmak, onu bir zafer nişanesi olarak hedef seçilen kalenin burçlarına yuvarlamak tadına doyulmaz bir haz vermese, kitleleri peşinden sürükler miydi? Bunun yanında sahada kıran kırana oynayan ve idol olmuş futbolcular, bence seyirlik bir ziyafet verme anlamı taşımaktan çok, tribünler veyahut ekran başındaki izleyicilerin hayalleri, tutkuları ve iç dünyasını anlatan birer simgedirler. Yoksa insanlar neden durup dururken bir futbolcuya destek vermeye devam etsin? Niçin bir futbolcu kötü oynamaya başladığı zaman yuhalansın, hatta taciz edilsin? İşin psikolojik yönü belki daha derin; fakat bence bu derinliğin bir de trajik bir boyutu var. Mesela bir taraftar, kaybeden takımı yüzünden hasta olabiliyor, hayattan ümidini kesebiliyor. Yahut takımı için cinayet işleyebilme fanatizmine saplanabiliyor. Bir aidiyet buhranından başka bir şey olmayan bu duygu, maalesef futbolu daha da cazip kılmaya devam ediyor. Hayatın hemen her köşesinde sürekli bahsedilen ve bahsedildikçe de hayatın yegâne anlamı gibi ortalıkta gezinen futbol olgusu, bana İspanya diktatörü Franco’nun tespitini hatırlatıyor. Kurmayları, “Efendim halk huzursuz, bir isyanın çıkmasından endişe ediyoruz” dediklerinde, “Bana yüz bin kişilik bir uyku tulumu hazırlayın” demiştir. Söyler misiniz; Gladyatör filminde olduğu gibi, babasını öldürerek tahta geçen Commodus’un, sırf halkı uyutmak ve böylece tahtını pekiştirmek için yeniden organize ettiği gladyatör dövüşlerinden ne farkı var? Olsa olsa, sadece bir ölüm farkı var. Tabi futbolda kırılan ayakları ve galiz küfürleri hesaba katmasak. Bunun dışında, kitlelerin sürüklenmesi ve zihinlerin uyutularak hayatın gerçeklerine karşı duyarsızlaştırılması yok mudur? Bence var! Alın size Galatasaray-Fenerbahçe örneği. Bir iki haftadır neredeyse hemen her yerde ön plana çıkıyor, hatta gündem oluyor. Caddede, sokakta, evde, işyerinde, kahvehanede, mecliste ve bilumum toplu bulunan yerlerde hayatımızın yegane anlamı gibi sırıtmaktan geri durmuyor. Bir futbol sarmalı içinde yaşıyoruz sanki. Etrafımızı kuşatan bu sporla yatıp kalkmakla geçiyor zamanımız. Dedim ya; insan bilet kuyruklarını, biletler için yapılan kavgaları, meydan gelen feci izdihamları ve çatışmaları(Geçen seneki Galatasaray-Fenerbahçe maçını hatırlayın) gördükçe, bu ülkede başka sorunların olmadığı gibi bir düşünceye kapılıyor çoğu zaman. Sahi pirincin son fiyatı ne oldu? Döviz ne âlemde? Gıda fiyatları yüzde kaç arttı? Türkiye’de işsiz oranı ne kadar? PKK dolayısıyla verdiğimiz şehit sayısı kaç? Aman, benimki de laf mı şimdi? Tam herkes odaklanmışken gündemin en önemli konusuna, çamur atmak bana yakışır mı? Sahi maçı kim alır? Maç sonrası yapılan dedikodu tadındaki hayati yorumları da izlemeyi unutmayalım e mi… Benimki de Donkişotluk işte…
Habib FİDAN 17:06 - 25/4/2008 - yorum yaz
|
Tanım Hayatın bir anında fırsatlar mutlaka kapıyı çalar. Maharet, onları buyur edebilmekte. ..... HABİB FİDAN Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Saadet BAYRİ Kategoriler Son Yazılar - Ahmet Hâşim'in "O Belde"sinde - İstanbul'u Anla(t)mak... - Bir Ömürlük Maskeli Harikalar Kumpanyası - ÇOCUKLARIN ANLAYACAĞI YUNUS EMRE ARANIYOR - SEKÜLER HIDRELLEZ (Mİ?) - FUTBOL SARMALI - Devrik Cümle Bolluğu - Yazar, ne(den) yazar? - Bir kıvrımlık “s”dir hayat - Kitle(sel)leşmek üzerine düşünceler... - yollardan bir yol - WHAT ABOUT GOD? - HAYIR DUALARIMIZ... BEDDUALARIMIZ... - BİR ÖLÜM ANALİZİ - Her Şey “Onunla” Anlamlı - Vatan İçin Biraz da Yaşayalım! - Ne Olduğumuzu Bilelim!.. - aşk - Göçtü Gâlib Dede Candan Ya Hû - Sonbahar Düşünceleri - Gazetecilikte Dil Mefhumu - Edipler Edepli Olmalı! - Değişmece Bunlar! - Tarihe Not Düşüyorum! - Hayalden Trajediye... |